Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin önemli unsurlarından biri olan ölüm aylığı, yalnızca kayıpların yasını tutmakla kalmayıp, aynı zamanda geride kalan aile üyeleri için ekonomik bir destek sunuyor. Milletvekili Doç. Dr. Resul Kurt, bu konuda çeşitli açıklamalarda bulunarak ölüm aylığının toplumsal önemini vurguladı.
Kurt, ölümün, aileler için sadece duygusal bir kayıp olmadığını, aynı zamanda mali zorluklar da getirdiğini dile getirdi.
Sigortalının vefatının ardından aile bireyleri gelir kaybı yaşayabileceği için, sosyal güvenlik sisteminin sunduğu ölüm aylığı, maddi güvence sağlamak açısından büyük bir önem taşıyor.
Bu aylık, bireylerin hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan temel desteklerden biri olarak değerlendirilebilir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 32. maddesi çerçevesinde ölüm sigortasından sağlanan haklar arasında ölüm aylığı bağlanması, cenaze ödeneği ve evlenme ödeneği gibi maddeler yer almakta. Kurt, bu hakların toplumda adalet ve dayanışmayı pekiştirdiğini belirtti.
Dul ve yetim aylığına hak kazanabilmek için belirli şartların yerine getirilmesi gerekiyor.
5510 sayılı Kanun’a göre, ölen sigortalının hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için ya 1800 gün uzun vadeli sigorta primi ödenmiş olmalı ya da 4/a kapsamında en az 5 yıl sigortalı bulunarak toplam 900 gün prim ödenmiş olması yeterli.
2008 öncesi vefat eden sigortalılar için borçlanma süreleri de dikkate alınmakta, ancak bu tarih sonrası borçlanmaların hesaba katılmadığına dikkat çekildi.
Çocuklar açısından ölüm aylığına hak kazanma şartları ise yaşa bağlı olarak değişiyor. Vefat eden sigortalının çocukları, 18 yaşına kadar; lise eğitimi görenler 20 yaşına kadar, yükseköğrenim görenler ise 25 yaşına kadar aylık alabiliyor.
Çalışmaya başlayan çocukların, belirlenen yaş ve öğrencilik koşulları devam ettiği sürece aylıkları kesilmiyor.
Kız çocukları, kendi sigortalılıkları nedeniyle gelir veya aylık almamış olmaları, evli olmamaları veya evli olup boşanmış ya da dul kalmış olmaları şartıyla aylık alabiliyor. Erkek çocukları içinse, eğitim durumu ve medeni haline göre 18, 20 ya da 25 yaş sınırı bulunmakta.
Bunun yanı sıra, malul çocuklara da özel bir düzenleme var. Çalışma gücünü en az %60 kaybetmiş olan malul çocuklar, yaş, cinsiyet ya da medeni durumlarına bakılmaksızın aylık alabiliyor.
Dul eşler, sigortalının vefat etmesi durumunda ölüm aylığının %50’sini, çocuk yoksa %75’ini alıyor. 2008 sonrası vefat eden sigortalıların anne ve babası için ise, gelirlerinin asgari ücretin altında olması ve artan hisse olması şartıyla aylık bağlanabiliyor.
65 yaş üzerindeki anne-babalar için ise bazı şartların esnetildiği görülmekte.
Özellikle kömür ve linyit madenlerinde çalışanlar için 26 Kasım 2022 tarihinde yayınlanan düzenlemeyle, iş kazası sonucu vefat eden madencilerin hak sahiplerine sigortalılık süresine bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanması sağlanmış.
Bu durum, madencilerin prim borçlarının da silinmesiyle birlikte önemli bir destek oluşturuyor.
Sonuç olarak, ölüm aylığı yalnızca mali bir destek değil, aynı zamanda ailelerin yaşamlarını daha güvenli sürdürebilmeleri için kritik bir sosyal hak. Doç. Dr. Resul Kurt, bu durumun sosyal devlet anlayışının en somut göstergelerinden biri olduğunu ve toplumda adalet ile dayanışmayı pekiştirdiğini kaydetti.