12 Eylül Askeri Darbesi’nin yıl dönümü vesilesiyle bir basın toplantısı düzenleyen İnsan Hakları Derneği Adıyaman Şubesi Başkanı Av. Bülent Çınar, darbenin üzerinden geçen 45 yıla rağmen, 1982 tarihli darbe anayasası ile yönetilmeye devam edildiğini dile getirdi.
Çınar, 12 Eylül zihniyetinin toplumda hâlâ var olduğunu vurguladı.
Başkan Çınar, “Öncelikle 12 Eylül darbesinden sonra yürürlüğe giren anayasa ile birlikte, insan hakları normlarının ve demokrasi ilkelerinin yok sayıldığını görüyoruz.
Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına yönelik yasaklar, baskılar ve nefret suçlarının teşvik edilmesi, muhalif seslerin susturulması amacıyla işkence ve kötü muamele uygulamaları maalesef günlük hayatımızın bir parçası haline geldi.
Son yıllarda sayısı artan hapishaneler, güvenlik soruşturmaları ve asılsız suçlamalarla işten atılan muhalifler, 12 Eylül zihniyetinin günümüzde de devam ettiğini gösteriyor” dedi.
Çınar, ayrıca Kürt Meselesi’nin 12 Eylül döneminde önemli bir demokrasi sorunu haline geldiğini belirtti.
1980 yılında yaşanan darbenin ardından, Kürt Meselesi’nin güvenlik ve şiddet ekseninde ele alındığını kaydeden Çınar, “Diyarbakır Hapishanesi’ndeki insanlık dışı muameleler, Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan Kürt Meselesi’ni daha da derinleştirdi.
67 farklı hükümetin görev aldığı bu süreçte, bu sorunun çözümüne yönelik adımlar atılmadı. TBMM çatısı altında kurulan komisyonun bu meseleyi tartışması ve çözüm araması önem taşıyor” diye konuştu.
Ayrıca, siyasi iktidarın darbe karşıtlığına rağmen, darbecilerin çizdiği sınırları aşmaya cesaret edemediğini belirten Çınar, “AKP hükümeti, bu konuda pek çok anayasa değişikliği girişiminde bulundu fakat somut bir değişim sağlanamadı” dedi.
Çınar, ulusal ve uluslararası yargı organlarının kararlarının hiçe sayılmasının da 12 Eylül zihniyetine zemin hazırladığını ifade etti.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’in birçok olumsuz etkisi olduğunu belirten Çınar, “OHAL sürecinin ardından getirilen yasaklar ve düzenlemeler, 12 Eylül dönemini daha da pekiştirdi.
Hükümet, OHAL yetkilerini uzatarak otoriter yönetim anlayışını sürdürdüğünü gösterdi” diye ekledi.
2023 yılında yapılan seçimlerin de demokratik süreçleri olumsuz etkilediğini söyleyen Çınar, “Seçim süreçlerinde yaşanan tutuklamalar ve özgürlüklerin kısıtlanması, hukukun üstünlüğünün zedelendiğini ortaya koyuyor. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları uygulanmamaya devam ediyor” dedi.
Hukukun siyasallaşmasının tehlikelerine dikkat çeken Çınar, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın gözaltına alınması ve sonrasında yaşanan tutuklamalar, hukukun siyasallaştığını açıkça ortaya koyuyor.
İnsan Hakları Derneği, tüm bu sorunlarla başa çıkmak için bağımsız bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir” bilgisini paylaştı.
Son olarak, mevcut otoriter rejimin kalıcı hale gelmesine karşı çözüm önerilerini sıralayan Çınar, “Darbeleri önlemek için gerekli adımların atılması zorunludur.
Bu, darbe kurumlarının kapatılmasını, hak ihlallerine yol açan yasaların iptalini, darbecilerin cezalandırılmasını ve onarıcı adaletin sağlanmasını gerektirir. Ayrıca, insan haklarını genişleten ve demokratik bir yapıya sahip yeni bir anayasa yapılması elzemdir” dedi.