Mali Müşavir Karaaslan: “Yüksek faizler, hem yatırımcıyı hem de halkı psikolojik çöküşe sürüklüyor”

Mali müşavir Ahmet Karaaslan, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu ele alarak, mevcut sistemin işleyişinin ciddi bir soruna yol açtığını söyledi.

Ekonominin bir organizma gibi olduğunu ve yaşam döngüsü gereği nefes alarak büyümesi gerektiğini ifade eden Karaaslan, bugün politika faizlerinin yüzde 60’a ulaşmasının bu döngüyü kırdığını belirtti.

Paranın dolaşımının, yatırımın artışının ve üretimin sürdürülebilir olmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Karaaslan, ticaretin doğasında öngörülebilirliğin şart olduğunu, ancak günümüzde yüksek kredi faizlerinin yatırım yapmayı neredeyse imkânsız hale getirdiğini aktardı.

Yüzde 60’lık faiz oranını “100 borç al, 160 öde” şeklinde özetleyen mali müşavir, bu durumda ne üreticilerin ne de tüketicilerin ayakta kalabileceğine dikkat çekti. “Hangi işletme malını yüzde 60 kârla satabilir?

Hangi müşteri bu fiyatlara dayanabilir?” sorularıyla, mevcut koşulların ticaretin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade etti.

Küçük esnafın durumuna da değinen Karaaslan, kepenkleri yarım açık dükkanların sadece ekonomik durumu değil, aynı zamanda psikolojik bir çöküşü de temsil ettiğini aktardı.

Esnafın artık “Bugün nasıl kazanç sağlarım?” değil, “Bugün nasıl ayakta kalırım?” sorusunu sormak zorunda kaldığını belirtti. Son yıllarda güvene dayalı bir ekonomik politika geliştirilemediğini ve her şeyin kısa vadeli çözümlerle geçiştirildiğini söyledi.

Hem müşterilerin hem de esnafın borç yükü altında ezildiğini kaydetti.

Sanayi sektörünün de zor bir dönemden geçtiğini söyleyen Karaaslan, maliyetlerin yükselmesi ve talebin düşmesi nedeniyle ithalatçı, ihracatçı ve sanayicilerin sıkıştığını ifade etti.

Üretim yapan sanayicilerin finansmana erişimde büyük zorluklar yaşadığını dile getiren Karaaslan, yatırım yapmak isteyenlerin üretemediğini, büyümek isteyenlerin ise küçülmek zorunda kaldığını belirtti.

Bankaların sunduğu kredi tekliflerinin, “peşin zarar” şeklinde olduğunu düşünen Karaaslan, geleceği öngörmenin imkânsız hale geldiğini vurguladı.

Yüksek faizlerin sadece işletmeleri değil, aynı zamanda halkı da derinden etkilediğini aktaran mali müşavir, borç yükünün bireylerin psikolojik sağlığını tehdit eder hale geldiğini söyledi.

İnsanların kredi kartı, kira ve fatura gibi yükler altında sıkıştığını, her sabah işe gitmek yerine borçlarını ödemek için kalktıklarını ifade etti.

Gençlerin hayal kurmak yerine yurt dışı biletlerine baktığını belirterek, bunun toplumsal bir alarm durumu oluşturduğuna dikkat çekti.

Karaaslan, ailelerin evlerinde yalnızca “masraf” konuştuğunu, bunun artık ekonomik bir sorun olmanın ötesine geçtiğini ve toplumsal bir kriz haline dönüştüğünü vurguladı. İntihar vakaları, depresyon ve umutsuzluk gibi sorunların bu durumun doğrudan sonuçları olduğunu belirtti.

Sorunun yalnızca yüksek faiz oranlarıyla sınırlı olmadığını belirten Karaaslan, güven eksikliğinin de büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.

Uzun vadeli, sürdürülebilir bir ekonomik vizyonun sunulamaması nedeniyle yatırımcıların ve halkın yöneticilere güven duymadığını ifade etti. Bu güven eksikliğinin, faiz oranlarının kendisinden daha yıkıcı olduğunu söyledi.

Karaaslan, yüksek faizlerin enflasyonu düşürmek için sert bir ilaç gibi kullanıldığını, ancak doz aşımının yaşandığını belirtti. Bu durumun sanayiyi felç ederek krizi derinleştirdiğini aktardı.

Çözüm önerileri arasında, kısa vadede şeffaf para politikaları, orta vadede üretim odaklı kalkınma ve uzun vadede sosyal adalet ile ekonomik güvenin inşası olduğunu ifade etti.

Sonuç olarak, Karaaslan, yüksek faiz politikasının bir an evvel son bulması gerektiğini vurgulayarak, “Faiz sadece bir oran değil, güvenin eksikliğinde büyüyen bir yaradır. Bu yara kapanmadan hiçbir yatırım yeşermez, hiçbir umut filizlenmez” dedi.

Yorum yapın